“Allah’ın kanununda asla değişiklik bulamazsın.” (Ahzab 62)
Allah Teâlâ varlık âlemi ile ilgili kanunlar Belirlemiştir. Tüm mevcudat ezelden ebede bu kanunlar doğrultusunda hareket etmektedir.
Sünnetullah: Allah’ın sünneti, kanunu demektir. Allah’ın varlık âleminin düzeni için koymuş olduğu kurallardır. Bu kurallar bir taraftan tabiatta(tohumun dikilip sulandıktan sonra çimlenmesi gibi) değişmez prensipler olarak tecelli ederken, diğer taraftan da insanın tarihî süreç içerisinde benimsediği misyonla ilgili olarak geçerli kaideler olarak tecelli eder. Kur’an’da her iki hususu da ifade eden ayetler mevcuttur.
Tabiatta sünnetullahın tecellisi ile ilgili ayetlerden bazıları:
“Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.” (Rahman 5)
“Sonra duman halindeki göğe yöneldi, ona ve yerküreye; isteyerek veya istemeyerek gelin! dedi. İkisi de “isteyerek geldik” dediler.
CEVAP-1 Nişanın bir nikah akdi olmadığı konusunda ittifak vardır. Nikah akdi kıyılmadıkça nişanlıların birbirleriyle ilişkilerinin iki yabancıdan farkı yoktur.
Bu nedenle yanlarında üçüncü bir şahıs olmadan iki nişanlının baş başa kalmaları caiz değildir.
Yanlarında bir başkasının olması halinde de sadece ihtiyaç kadar birbirleriyle diyalogda bulunabilirler.
Sadece ilk başta evlenme niyetiyle yüz ve ellere, Ebu Hanife’ye göre ayaklara da, Hanbelilere göre ise yüz, boyun, eller, ayaklar, baş ve ayak ile diz arasındaki kısma da bakılabilir, hatta bakılması sünnettir.
Mahrem olmayan bayan sesini dinlemeye gelince; fitne korkusu varsa veya sesten zevk alıyorsa sesi dinlemek caiz değildir.
Telefonda nişanlısıyla mesajlaşmak, telefonda konuşmak ve internette çetleşmek de böyledir; eğer nişanlısıyla müstehcen konuları konuşursa veya sesinden zevk alarak konuşursa veya bu şekilde çetleşirse elbetteki caiz değildir. Çünkü nişanlısıdır, yabancısıdır, henüz nikah akdi yerine ...
Hz. İsa ve İseviler deccal'i, dinsizliği ve maddeciliği yok edecek
Şahs-ı İsa Aleyhisselam'ın kılıncı ve maktul olan şahs-ı Deccal'in, teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o ruhaniler, din-i İsevinin hakikatini hakikat-i İslamiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek... (Şualar, s.493)
İsevilik Hz. İsa'nın öncülüğünde İslamiyet ile birleşecek
İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazreti İsa (as)'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur edecek, yani rahmet-i ilahiyetinin semasından nuzul edecek; hal-i hazir Hıristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi (saflaşacak) edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslamiye ile birleşecek; manen Hıristiyanlık bir nevi İslamiyet'e inkilab edecektir... Ve Kuran'a inkida ederek, o İsevilik şahsı manevisi tabi; ve İslamiyet, metbu makamında kalacak. Din-i Hak, bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istid ...
ediüzzaman, Mektubat isimli eserinin girişinde 3 hayat tabakasından bahseder: Bunlardan birincisi tüm insanların şu an yaşadığı hayat tabakasıdır. İkincisi ise Hz. Hızır'ın yaşadığı hayattır. Bediüzzaman bu hayatı "... bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla daimî mukayyed değillerdir. Bazan istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir..." şeklinde açıklar. Üçüncüsü ise Hz. İsa'nın bulunduğu hayat tabakasıdır.
Üstad Bediüzzaman bu hayatla ilgili şu önemli açıklamaları yapmıştır:
(1) Üçüncü Tabaka-i Hayat: Hazret-i İdris ve İsa (as)'ın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından (gerekli olanlar) tecerrüd (ayrılma, temizlenme) ile, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letafet kesbeder (güzellik kazanır). Âdeta beden-i misalî letafetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semavatta bulunurlar. (Mektubat, ...